Miras hukuku, kişinin ölümünden veya gaipliğinden sonra mirasçılarına intikal edecek mirası, miras mevzuatını ve miras ile ilgili uyuşmazlıkları inceleyen bir hukuk dalıdır. Bu bağlamda akla gelecek sorulardan biri de mirasın ne olduğu ve neleri kapsadığına ilişkin olacaktır. Miras, murisin mirasçılarına intikal eden haklarının ve borçlarının bütünüdür. Dolayısıyla miras denilince akla her ne kadar ilk olarak intikal edecek bir mal varlığı gelecek olsa da bununla birlikte murisin borçları da mirasçılara intikal etmektedir. Bir başka deyişle miras, mirasçılara bir bütün halinde, aktif ve pasif yönü ile birlikte geçer. Mirasın aktif yönünü murisin hakları oluştururken; pasif yönünü ise murisin borçları oluşturur. Mirasın mirasçıya bir bütün halinde geçmesi dolayısıyla mirasçı, yalnızca intikal eden hakları kabul edip mirasın pasif olarak nitelendirilen murisin borçları kısmını reddedemez.
Miras hukukuna ilişkin temel mevzuat ise 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunudur.
Miras bırakanın ölümü ile birlikte miras bir bütün halinde mirasçılara intikal eder. Peki, miras bırakan tarafından mirasçılara kalan miras nasıl paylaştırılır, hangi mirasçı ne oranda miras hakkına sahip olur, şimdi bunları inceleyelim.
Mirasın birden fazla mirasçıya kalması halinde miras ortaklığı ve dolayısıyla kalan mirasa konu olan malvarlığı üzerinde de elbirliği mülkiyeti meydana gelir. Elbirliği mülkiyetine konu olan mal varlığı üzerinde mirasçılardan birinin yalnız başına tasarrufta bulunması mümkün değildir. Dolayısıyla mirasçıların miras üzerinde tasarruf edebilmeleri için mirası paylaştırmaları gerekir. Miras paylaşımı, mirasçıların aralarında gerçekleştirecekleri miras paylaşım sözleşmesi ile gerçekleştirilebilir. Bu sözleşmenin geçerliliği yazılı olmasına bağlıdır. Burada bahsi geçen yazılı şekil şartı, adi yazılı şekildir. Bir başka deyişle, miras paylaşım sözleşmesi için resmi yazılı şekil şart değildir. Bununla birlikte sözleşmenin uygulanabilirliği ve kolayca ileri sürülebilmesi açısından noter huzurunda resmi şekilde hazırlanmasını tavsiye ederiz.
Bununla birlikte miras taksimi gerçekleştirilirken dikkat edilmesi gereken hususlardan birkaçına değinmekte fayda var. Bunlardan biri, miras taksim sözleşmesi gerçekleştirilirken tüm mirasçıların katılmış olmasıdır. Miras sözleşmesine davet edilmeyen veya davet edilip de sözleşmedeki paylaştırmayı kabul etmemesinden dolayı onay vermeyen mirasçı bakımından miras sözleşmesi hüküm ve sonuç doğurmaz. Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, Türk Medeni Kanununda öngörülen mirasçıların saklı paylarıdır. Nitekim ister miras paylaşım sözleşmesi ister vasiyetname ile olsun, kanunda öngörülen mirasçıların saklı paylarının zedelenmesi halinde Tenkis Davası açılabilir.
| MİRASÇI | SAKLI PAYI |
| ALTSOY | 1/2 |
| ANNE | 1/4 |
| BABA | 1/4 |
| SAĞ KALAN EŞİN; | SAKLI PAYI |
| 1.ZÜMRE İLE BİRLİKTE MİRASÇI OLMASI HALİNDE | 1/4 |
| 2.ZÜMRE İLE BİRLİKTE MİRASÇI OLMASI HALİNDE | 1/2 |
| 3.ZÜMRE İLE BİRLİKTE MİRASÇI OLMASI HALİNDE | 9/16 |
| TEK BAŞINA MİRASÇI OLMASI HALİNDE | 3/4 |
Miras davası, davanın niteliğine göre değişmekle birlikte ilgili mahkemeye uygun bir dilekçe hazırlanarak açılabilir. Ancak miras davasını açmadan önce mirasçıların tespit edilmesi gerekir. Nitekim miras davası açarken davalı taraf olarak diğer mirasçılar gösterilir, bu sebeple mirasçıların kimlerden oluştuğunun tespit edilmesi çok önemlidir.
Mirasçı türleri genel olarak iki başlık altında toplanabilir. Bunlardan biri, kanun koyucu tarafından kesin bir şekilde öngörülmüş ve koruma altına alınmış yasal mirasçılardır. Diğeri ise ölüme bağlı tasarruf ile atanmış mirasçılardır.
Yasal mirasçılar, miras bırakanın iradesine bağlı olmaksızın doğrudan doğruya kanun koyucu tarafından öngörülen mirasçılardır. Türk Medeni Kanunu m.495 ve devamı hükümlerinde yasal mirasçıların kimlerden oluştuğu açıklanmıştır. Bununla birlikte yasal mirasçılar arasında bir zümre sistemi bulunmaktadır. Zümre sistemi ile birlikte mirasın paylaşım sırası belirlenmiştir. Bu itibarla miras, öncelikle birinci zümre arasında paylaştırılır. Birinci zümrenin miras bırakandan önce ölmüş olması halinde miras sırası ikinci zümreye geçer ve miras ikinci zümre içinde paylaştırılır. İkinci zümrenin de miras bırakandan önce ölmüş olması halinde miras üçüncü zümreye kalır ve üçüncü zümre arasına paylaştırılır. En son ihtimal ile mirasçısı bulunmaksızın ölen kimsenin mirası devlete geçer. Yasal mirasçıları bir tablo üzerinde gösterecek olursak:
1.Zümre – Eş Yaşıyorsa 1.Zümre – Eş Yaşamıyorsa
| MİRASÇI | MİRAS PAYI |
| ALTSOYU | 3/4 |
| EŞİ | 1/4 |
Mirasın tamamı altsoya kalır.
2.Zümre Eş Yaşıyorsa 2.Zümre Eş Yaşamıyorsa
| MİRASÇI | MİRAS PAYI |
| ANNE | 1/4 |
| BABA | 1/4 |
| EŞ | 1/2 |
| MİRASÇI | MİRAS PAYI |
| ANNE | 1/2 |
| BABA | 1/2 |
| – | – |
3.Zümre Eş Yaşıyorsa 3.Zümre Eş Yaşamıyorsa
| MİRASÇI | MİRAS PAYI |
| BÜYÜKANNE | 1/2 |
| BÜYÜKBABA | 1/2 |
| – | – |
| MİRASÇI | MİRAS PAYI |
| BÜYÜKANNE | 1/8 |
| BÜYÜKBABA | 1/8 |
| EŞ | 3/4 |
Büyükanne Büyükbaba Ölmüşse
| MİRASÇI | MİRAS PAYI |
| EŞ | 3/4 |
| AMCA | 1/16 |
| HALA | 1/16 |
| TEYZE | 1/16 |
| DAYI | 1/16 |
Atanmış Mirasçılar
Atanmış mirasçı, miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufu ile mirasa ortak edilen ve yasal mirasçılar gibi hak elde eden mirasçı türüdür. Miras bırakan, mirasın tamamı veya belli bir kısmı için bir veya birden fazla mirasçı atayabilir. Ancak yukarıda da dile getirdiğimiz üzere yasal mirasçıların saklı paylarına müdahale edilmemesi gerekir.
Mirasçı olabilmek için temel olarak 3 şart mevcuttur. Bunlar:
Yasal veya atanmış mirasçı, miras bırakanın ölümünden sonra hayattalar ise, hak ehliyetine sahiplerse, mirasçılıktan çıkarılmamışlar ise mirasçılık sıfatını kazanırlar.
Miras davalarına işin veya davanın niteliğine göre Sulh Hukuk Mahkemesi ya da Asliye Hukuk Mahkemesi bakar. Yetkili mahkeme ise miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesidir.