Ceza Hukuku

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık ve mağdur vekilliği hizmeti verilmekte; ifade alma, savunma hazırlanması ve ceza yargılamasına ilişkin tüm hukuki süreçler titizlikle yürütülmektedir.

 

Ceza Hukuku Nedir?

Ceza hukuku, suç teşkil eden olayları inceleyip hükme ve yaptırıma bağlayan bir hukuk dalıdır. T.C. Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde de belirtildiği üzere, suçların tanımı ile cezaların miktarının kanunda yer alması gerekir. Buna suçların ve cezaların kanuniliği ilkesi denmektedir. Kanunda yer almayan bir suçtan dolayı kimse cezalandırılamaz, kimseye kanunda öngörülen cezadan daha fazlası hükmedilemez. 

Ceza Hukukunun Temel İlkeleri Nelerdir?

Geçmişten bugüne süregelen toplum ilişkilerinde, insanın şahıs veya mal varlığına ilişkin ya da devletin devamına ve selametine yönelik birtakım eylemler, belli bir ceza ile sonuçlandırılmıştır. İnsanlar ilk başta kısas, diyet gibi cezalar öngörmüş olup bu cezalar günümüzde, hürriyeti bağlayıcı ceza ve güvenlik tedbirleri ile adli para cezasına kadar değişim göstermiştir. Tüm bu süreç dâhilinde sosyolojik yapının değişimi ve gelişimi ile birlikte suç ve cezalara ilişkin temel ilkeler yerleşmiş olup, anayasalar, kanunlar, uluslararası sözleşmeler ve benzeri düzenlemeler temellerinde hep bu ilkeleri barındırmıştır. Ceza hukukuna hâkim başlıca ilkeler ise şu şekildedir: 

Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi

Bu ilke, suç teşkil eden eylemin ve buna karşılık olarak verilecek cezanın kanuni olmasını öngörmektedir. Kanuni olmak demek, suç ve suça karşı öngörülen cezanın kanunda muhakkak yer alması demektir. Nitekim 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu m.2/1’de bu husus “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.” Şeklinde düzenleme alanı bulmuştur. 

Suçta ve Cezada Kusur İlkesi

Suç teşkil eden eylemi gerçekleştiren kişiye ceza verilebilmesi için kişinin isnat yeteneğine sahip olması gerekir. İsnat yeteneği olmayan bir kişinin suç teşkil eden bir eylemi gerçekleştirmesi halinde kendisine bir ceza verilemeyecektir. Nitekim akıl hastaları ve 12 yaşından küçükler için isnat yetenekleri mevcut olmamasından dolayı kendilerine bir ceza verilemez. Bununla birlikte belli bir isnat yeteneğine sahip küçükler (12<x<18) için cezada, kanunda öngörülen oranda indirim yapılır. 

Suç ve Cezanın Şahsiliği İlkesi

Suç ve suçun karşılığında öngörülen ceza şahsidir. Hiç kimse işlemediği bir suçtan dolayı cezalandırılamaz. Dolayısıyla bir kişinin yakınları tarafından işlenen suçtan dolayı kimse cezalandırılamaz ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. 

Belirlilik İlkesi

Suç teşkil eden eylemlerin cezalandırılabilmesi için yalnızca kanuni olmaları yeterli değildir. Suç teşkil eden eylemlerin ve buna karşılık verilecek cezaların kanunda açıkça ifade edilmiş olması gerekir. Suça konu eylemin basit ve nitelikli hallerine yönelik tanım açıkça yapılmış ve söz konusu suça karşı verilecek ceza da belirli olmalıdır. Bir başka deyişle ceza miktarı ve niteliği belli olmayan suçlar açısından Belirlilik İlkesi gerçekleşmemiş olacaktır.   

Kıyas Yasağı

Kıyas, kanunda açık bir şekilde suç olarak tanımlanmamış bir fiilin, bununla bazı yönlerden benzerlik arz eden başka bir fiile ilişkin suç tanımı kapsamında değerlendirilmesidir. Kıyasta boşluk vardır, olaya uygulanabilecek bir hüküm yoktur. Hakkında hüküm bulunan başka bir olay ile benzerlik kurularak, söz konusu hüküm bu olaya da uygulanmaya çalışılır. Böyle bir durumda kanunda açıkça ifade olunmamış bir eylem, kıyas yolu ile suça konu olamaz ve böyle bir eylemden dolayı cezaya da hükmolunamaz. 

Ceza Hukukunun Genel Hükümleri Nelerdir?

Türk Ceza Hukukunun genel hükümleri, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 1-75.maddeleri dâhilinde yer alan hükümlerdir. Bunları kısaca sayacak olursak;

Zaman Bakımından Uygulama

Yer Bakımından Uygulama

Kişi Bakımından Uygulama

Suçun Manevi Unsurları

Kast 

x. doğrudan kast

xx. olası kast

Taksir 

x. basit taksir

xx. bilinçli taksir

Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler

Teşebbüs 

İştirak 

İçtima 

Cezalar 

Hapis Cezaları

Adli Para Cezaları

Güvenlik Tedbirleri

Cezanın Belirlenmesi

Ceza Davası Nasıl Açılır?

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda kimi suçların soruşturulması şikâyete bağlıyken kimi suçlar için ise savcılıkça resen soruşturma yapılır. İster şikâyete tabi ister savcılıkça resen harekete geçilebilen bir suç olsun, müşteki tarafından bizzat kolluk kuvvetlerine gidilebilir ya da cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Ancak suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı, ağırlaştırıcı nedenlerin bulunup bulunmadığı, suçun nitelikli hali ile vücut bulup bulmadığı gibi uzmanlık isteyen hususlar dolayısıyla bir avukat aracılığı ile suç duyurusunda bulunmakta fayda vardır. 

Eline dosya geçen savcı ise olayı detayları ile inceler, gerekirse bizzat olay yerine gider. Bu safhaya soruşturma aşaması denir. Savcının soruşturma aşaması neticesinde, suç işlenmediği yönünde kanaati oluşursa Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) verir. Diğer bir ihtimalde, soruşturma neticesinde savcı, suç işlendiği yönünde bir kanaate varırsa bir iddianame hazırlayıp ceza davası açmak zorundadır.  

Ceza Davalarına Hangi Mahkemeler Bakar?

Ceza davalarına, davanın konusu olan suçun niteliği ve suç karşılığında öngörülen cezanın miktarına göre farklı mahkemeler bakabilmektedir. 5235 Sayılı Kanun m.12/2’de de ifade olunduğu üzere 10 yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. Aynı kanunun 11.maddesi ise Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.” Şeklinde ifade olunmuştur.